İçeriğe geç

Stoacılık neyi savunur ?

Stoacılık Neyi Savunur? Hayatın Orta Yerinde Bir Felsefe

İstanbul’da, 27 yaşında, gündüzleri ofiste çalışan ve akşamları blog yazan sıradan bir genç yetişkin olarak, bazen kafamda karmaşık sorular dönüp duruyor. Hayatın bu hızla akıp gittiği günlerde, içinde bulunduğumuz dünyada neden bazı şeylerin kontrolümüz dışında olduğunu, neden sürekli stresli olduğumuzu merak ediyorum. İşte tam bu noktada, bir arkadaşımın bana önerdiği Stoacılık felsefesi kafamda bir ışık yaktı. “Stoacılık neyi savunur?” diye düşündüm. Ne demek bu, eski Yunan’daki bir felsefe sistemi bana nasıl yardımcı olabilir? Gerçekten hayatta rahatlamak için bir yol olabilir mi? Hadi gelin, bunu biraz inceleyelim.

Stoacılığın Temel Felsefesi: Kontrol Edemediklerimizi Kabullenmek

Stoacılık, MÖ 3. yüzyılda Zeno tarafından kurulduğunda, aslında hayatı anlamlandırmak ve zorlayıcı durumlarla başa çıkmak amacı taşıyan bir sistemdi. Bugün, çoğumuzun günlük hayatta karşılaştığı stresli anlarda, Stoacılığın sunduğu yaklaşım ilginç bir seçenek sunuyor: Kontrol edemediğimiz şeyleri kabullenmek. Örneğin, İstanbul trafiğinde sıkışıp kalmışken, sinirlenmek yerine bu durumu kabullenmek, yaşadığın anın farkında olmak ve iç huzurunu bulmak… Ne kadar basit gibi görünüyor, değil mi? Ama öyle değil! Çünkü aslında hepimiz, hayatın getirdiği her şeyi kontrol etme arzusuyla yaşıyoruz.

Bugün iş yerindeki yoğunluk, gelecekle ilgili kaygılar, sosyal medyada “herkesin mükemmel bir hayatı var” hissi… Bunlar kontrol edemediğimiz şeyler. Stoacılığın öğretilerine göre, bu tür dışsal olaylara odaklanmak yerine, sadece kontrol edebileceğimiz şeylere, yani kendi tutumumuza ve içsel tepkilerimize odaklanmalıyız. Gerçekten zor bir şey, değil mi? Ama düşününce, belki de kaygılarımızın çoğu, dışarıdaki şeylere verdiğimiz tepkiyi değiştiremeyeceğimiz için oluşuyor.

İçsel Barış: Duygusal Tepkileri Yönetmek

Stoacılıkta bir diğer önemli konu da, duygusal tepkilerimizi yönetme becerisidir. “İçsel barış” olarak adlandırabileceğimiz bu durum, dış dünyadaki olumsuzlukların ruh halimizi etkilemesini engellemeyi amaçlar. Gerçekten zor bir şey, çünkü çoğu zaman birinin söyledikleri ya da bir durum karşısında nasıl hissettiğimiz hemen belirlenir. Ama Stoacılar, duyguların aslında bizim içsel yargılarımızdan kaynaklandığını savunuyor. Yani, bir olay karşısında hissettiğimiz öfke ya da üzüntü, aslında o olayla ilgili yaptığımız yargılardan başka bir şey değil.

Mesela geçenlerde bir toplantıya katıldım. Yine bir projede işler ters gitmişti ve herkes geriliyordu. Herkesin stresli olması bana da yansıdı. Ama sonrasında şunu düşündüm: “Neden bu kadar etkileniyorum? Bu durum benim kontrolümde değil, ama buna nasıl tepki verdiğim tamamen benim elimde.” Stoacılık bana burada çok şey öğretiyor. O anda öfkeyle tepki vermek yerine, soğukkanlı kalmaya çalışmak, bana gerçekten içsel bir rahatlık sağladı. Hani bazen hepimiz diyoruz ya: “Stres ya da öfke tamamen zaman kaybıdır.” İşte Stoacılıkla bir anlamda bunu hayata geçirmeye başlıyorum.

Stoacılığın Bugün: Modern Hayatta Nasıl İşe Yarar?

Şimdi, modern dünyada Stoacılık gerçekten işe yarar mı? Hadi bunu biraz düşünelim. Teknoloji, sosyal medya, iş dünyası… Her şey hızla değişiyor ve bu tempoya ayak uydurmak neredeyse imkansız. Birçok kişi, bu dışsal faktörlere bağlı olarak ruhsal ve fiziksel sağlığını kaybediyor. İşte tam burada Stoacılığın öğretileri devreye giriyor. Kontrol edemediğimiz dışsal faktörlere odaklanmak yerine, içsel gücümüzü bulmamıza yardımcı olabilir. Sonuçta, bir iş projesi ya da trafik ne kadar stresli olursa olsun, onlara nasıl tepki verdiğimiz, bizim ruh halimizi belirliyor.

Mesela ben sabahları işe gitmek için evden çıkarken, trafiğe takılmaktan korkuyorum. O an bir stoacı gibi davranmak için kendime hatırlatıyorum: “Bu trafiği kontrol edemem, ama ona nasıl tepki vereceğimi kontrol edebilirim.” Bu küçük zihinsel egzersiz, günümün geri kalanında bana büyük bir fayda sağlıyor. Stoacılık bana sadece hayatta neler olduğunu değil, onları nasıl algıladığımı da gösteriyor.

Bugün İçin Bir Sorun: Zihinsel Sağlık ve Stoacılık

Fakat, burada bir soru var: Stoacılığın “kontrol edebileceğimiz şeylere odaklanın” diyen yaklaşımı, modern dünyada her zaman uygulanabilir mi? Özellikle zihinsel sağlık sorunları olanlar için bu tür felsefi yaklaşımlar yeterli olur mu? Elbette, birçok insanın hayatındaki zorluklar, yalnızca kişisel düşünce yapısını değiştirmekle çözülecek türden değil. Yine de, bu felsefenin sunduğu bakış açısı, zihinsel sağlık için olumlu bir katkı sağlayabilir. Belki de Stoacılık, psikolojik destekle birleştiğinde, çok daha etkili olabilir.

Gelecekte Stoacılığın Rolü: Duygusal Dayanıklılık

Gelecekte, Stoacılığın daha fazla popülerleşeceğini düşünüyorum. Çünkü hepimiz, gün geçtikçe daha fazla bilgi ve olumsuzlukla karşılaşıyoruz. Bu kadar hızla akan bilgilere ve olaylara karşı kendimizi korumamız gerekiyor. Stoacılığın bize öğrettiği en önemli şeylerden biri de bu: duygusal dayanıklılık. Örneğin, hayatımıza giren her yeni bilgi, hemen bizi etkileyebilir. Ama belki de buradaki çözüm, her şeyin bize bir şekilde etki etmesine izin vermemek. Kendimizi, “kontrol edebileceğimiz şeylere odaklanarak” duygusal olarak koruyabiliriz.

Sonuç Olarak: Stoacılık Bir Yol Gösterici Olabilir

Stoacılık, bana oldukça derin bir içgörü sağladı. Elbette, hayatı ve zorlukları değiştirmek imkansız. Ama onlara nasıl tepki verdiğimiz konusunda kontrol sahibi olmak, gerçekten hayatımızı kolaylaştırabilir. Bunu denemek, hayatı daha hafif ve anlamlı kılabilir. Hadi bakalım, belki bir sonraki trafik sıkışıklığında ya da stresli bir iş gününde, Stoacılığın öğretilerini hatırlayarak daha rahat bir zihinle geçirebiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir