Kayseri’nin Soğuk Sabahlarında İçimde Büyüyen Bir Soru
Sevgili Kefa takipçileri, bugünkü yazımızda “Jamyo boy sınırı nedir” konusuna odaklanıyoruz.
Kayseri’de sabahlar hep biraz serttir. Soğuk hava insanın yüzüne çarparken, sanki hayat da “uyan artık” der gibi sert davranır. Ben 25 yaşındayım. Günlük tutmayı hiç bırakmadım; bazen aynı sayfaya üç ayrı ruh hali sığdırdığım olur. Bir gün umut doluyken ertesi gün hiçbir şeyin anlamı kalmamış gibi hissederim. İşte tam da böyle bir dönemde aklıma takılan o cümle hayatımı değiştirdi: Jamyo boy sınırı nedir?
Bu soru dışarıdan bakınca çok basit görünüyor. Ama benim için öyle değildi. Çünkü o soru, sadece bir ölçü meselesi değil, kendi yerimi bulma çabamdı. Aynaya baktığımda “yeterli miyim?” sorusunun vücut bulmuş haliydi.
Jamyo Boy Sınırı Nedir? Sorusu İçime Nasıl Yerleşti
Bir gün arkadaşım askeri okullardan bahsediyordu. Hayatında ilk defa bu kadar net bir hedefi vardı. Gözleri parlıyordu. Ben ise sessizdim. Dinliyordum ama aslında kendi iç sesimle kavga ediyordum.
O an aklıma takıldı: Jamyo boy sınırı nedir?
Google’a yazdım. Ekranda çıkan rakamlar, şartlar, kriterler… Her biri sanki bir kapıyı açıyor ama aynı anda başka bir kapıyı kapatıyordu. O an hissettiğim şey netti: heyecan ve korku birbirine karışmıştı.
Kendime şunu sordum: “Ben bu kapının neresindeyim?”
Cevap yoktu.
Sadece içimde büyüyen bir eksiklik hissi vardı.
Bir Günlük Sayfasına Sığmayan Düşünceler
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Normalde kısa yazarım ama o gün elim durmadı.
“Belki de mesele boy değil,” diye başladım.
Ama hemen ardından kendimi yalanladım. Çünkü insan bazen gerçeği değil, inanmak istediğini yazar.
Yine de Jamyo boy sınırı nedir? sorusu beynimde dönüp duruyordu. Sanki sadece bir bilgi aramıyordum; kendimi ölçmeye çalışıyordum. Sanki bir cetvel vardı ve hayat beni onun altına ya da üstüne yerleştirecekti.
Kayseri’nin gecesi o kadar sessizdi ki, kendi düşüncelerimi daha net duyuyordum. Ve o düşünceler hiç de nazik değildi.
İlk Çatlak: Umut ve Hayal Kırıklığı
Ertesi gün tekrar baktım. Daha dikkatli okudum. Şartlar netti. Ama içimdeki asıl şey net değildi.
Bir yanda “belki başarabilirim” diyen bir tarafım vardı. Diğer yanda “zaten sen uygun değilsin” diye fısıldayan daha karanlık bir ses.
O an ilk defa açıkça hissettim: hayal kırıklığına yaklaşıyordum.
Ama bu hayal kırıklığı sadece Jamyo ile ilgili değildi. Daha eskiydi. Çocukluktan beri içimde biriken “yetersizlik” duygusunun sadece yeni bir yüzüydü.
Yine de kendime kızmıyordum. Sadece yorulmuştum.
Kayseri’de Bir Yürüyüş ve İç Sesimle Konuşma
Bir akşam Erciyes’in uzak siluetine bakarak yürüdüm. Hava keskin, düşünceler daha keskin.
Kendi kendime konuşmaya başladım:
“Bu gerçekten önemli mi?”
Sonra hemen cevap verdim:
“Evet, çünkü bir yere ait olmak istiyorum.”
İşte o an mesele netleşti. Jamyo boy sınırı nedir? sorusu aslında şuydu: “Ben kabul edilir miyim?”
Bu düşünce içimi sıkıştırdı.
Yürürken insanların yüzlerine baktım. Kimse kimsenin yükünü taşımıyordu. Herkes kendi yolunda hızlıca ilerliyordu. Ama ben sanki olduğum yerde kalmıştım.
Bir Başkasının Hayali, Benim İçimde Yankılandı
Bir kafede otururken yan masada iki kişi konuşuyordu. Biri askerlikten, diğeri sınavlardan bahsediyordu. Kulak misafiri oldum istemeden.
“JAMYO’ya girmeyi deneyeceğim,” dedi biri.
O cümle beni yerimden oynattı.
İçimden bir ses yükseldi: “Ben de denemek istiyorum.”
Ama hemen ardından başka bir ses: “Ya olmazsa?”
İşte en zor kısım burasıydı. Denemek ile vazgeçmek arasındaki o ince çizgi.
O gün tekrar sordum kendime: Jamyo boy sınırı nedir? Ama bu sefer cevap aramıyordum. Sanki bahane arıyordum. Ya da cesaret.
İçimdeki Savaş: Gerçekler ve Hayaller
Okumaya Değer: Jaeger nedir ?
Günler geçti. Bu soru benden gitmedi. Ama ben de ondan kaçmadım.
Bir yandan fiziksel şartlar, ölçüler, kurallar… Diğer yandan içimdeki “yapabilirsin” duygusu.
Ama en ağır olan şey şuydu: Kendimi sürekli ölçmem.
Boyuma bakıyorum, aynaya bakıyorum, hatta yürüyüşüme bile bakıyorum. Sanki bedenim bir sınav kağıdıydı.
Ve her seferinde aynı soru: Jamyo boy sınırı nedir?
Ama artık fark ettim ki bu soru sadece dışarıya değil, içeriye de soruluyordu.
Bir Günlüğe Yazılan En Sert Cümle
Bir gece günlüğüme şunu yazdım:
“Eğer sınırlar beni dışarıda bırakıyorsa, ben içeride kimim?”
O cümleyi yazdıktan sonra uzun süre sayfaya baktım.
Cevap yoktu.
Ama garip bir şekilde rahatlamıştım.
Çünkü ilk defa dürüsttüm.
Umut Kırılmıyor, Sadece Şekil Değiştiriyor
Zamanla şunu fark ettim. Jamyo boy sınırı nedir? sorusu artık beni eskisi kadar korkutmuyordu.
Çünkü o soru, sadece bir kapı değilmiş. Bir yönmüş.
Belki içeri girerdim, belki giremezdim. Ama artık mesele bu değildi.
Asıl mesele, neden istediğimi anlamaktı.
Kayseri’de bir sabah daha uyandım. Bu sefer daha sakinim. Dışarıda yine soğuk var ama içimde garip bir sıcaklık da var.
Belki umut denilen şey tam da buydu: kesinlik değil, devam etme isteği.
Kendime Verdiğim Sessiz Söz
Aynaya baktım. Bu kez kendime kızmadım.
Sadece şunu söyledim içimden:
“Deneyeceğim.”
Basit bir kelime.
Ama içimde çok şey değiştirdi.
Çünkü artık Jamyo boy sınırı nedir? sorusu bir engel değil, bir başlangıç olmuştu.
Son Değil, Bir Devam Hikâyesi
Hayat bazen insanı ölçülerle, şartlarla, sınırlarla test ediyor gibi hissettiriyor. Ama Kayseri’nin o sert sabahlarında öğrendiğim bir şey var: insan en çok kendi içindeki sınırlarla uğraşıyor.
Ben hâlâ aynı soruyu biliyorum: Jamyo boy sınırı nedir?
Ama artık bu soru beni durdurmuyor.
Beni yürüten bir şey haline geldi.
Günlüğümün sayfaları dolmaya devam ediyor. Her sayfa biraz umut, biraz hayal kırıklığı, biraz da inat taşıyor.
Ve ben biliyorum ki bu hikâye burada bitmiyor.
Umarız “Jamyo boy sınırı nedir” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Kefa ailesiyle kalmaya devam edin!
Sizin İçin Seçtik: Jack hangi dilde ?